| Masterman |
|
| Çarşamba, 21 Ocak 2009 11:33 | |
|
Masterman isimli mobil oyunumuz çok yakında piyasaya sunulacak. Masterman yakın gelecekte yaşanması muhtemel olaylar zincirinin yarattığı bir süper kahraman. Tesadüfen fark ettiği büyük bir sırrı öğrenmesi neticesinde hayatının akışı bir anda değişen Harvard mezunu elektronik mühendisi David Crone'un maceralarını hep beraber yaşamaya başlayacağız. David'in hayatının akıl almaz olaylarının bir parçası haline gelmeden önce sizlerle onun hikayesinin nasıl başladığını paylaşmayı arzu ettik. Ve işte huzurlarınızda Masterman!
Robot Dönemi başlayalı çok uzun bir süre olmuştu. Artık tüm dünyadaki ordular robot askerlerden oluşuyordu. Robot ordularını da çok gelişmiş bir elektronik zekaya sahip olan robot komutanlar yönetiyordu. Savaşlar çok daha şiddetli geçiyor, dünya üzerinde büyük bir yıkıma neden oluyordu. Artık çarpışmaların şiddeti insanın gücünü çok aşıyordu. 2044 senesinde NATO içerisinde büyük bir iç savaş çıktı. 3 sene süren iç savaştan batı grubu galip çıktı. Bu iç savaştan sonra dünya bir kaos dönemine girdi. Dünyanın her tarafında sürekli savaşlar çıkıyor ve büyük insan kitleleri hayatlarını kaybediyorlardı. Herkes NATO'yu ve onun istihbarat birimlerini kaosun suçlusu olarak gösteriyordu. Fakat kimse gerçek bir kanıt bulamıyor ve bu kaos dönemini yaratanları ortaya çıkaramıyordu. 2105 senesinde Kaos Dönemi 61. yılına ulaşmıştı. Global kargaşa artık insanı aşırı derecede ezen bir seviyeye ulaşmıştı. NATO dışındaki ülkelerde insanlar artık sığınaklarda yaşamaya başlamıştı. Tam bir sefalet yaşanıyor, açlık ve susuzluk kol geziyordu. Ancak dışarıya çıkmak mümkün değildi çünkü robot savaşçılar arasında gerçekleşen savaşlar etraftaki insanların yok olmasına neden oluyordu. NATO ülkelerinin dünya üzerinde faaliyet gösteren birçok Uluslar arası şirketleri vardı. Bunların en büyüklerinden birisi iletişim alanında faaliyet gösteren Wireless Communications Inc. idi. Firma 100'den fazla ülkede faaliyet gösteriyor ve dünyanın en büyük kablosuz ağına sahip bulunuyordu. Firmanın aktif olduğu ülkelerden birisi de 20 yıldır NATO üyesi olan Lübnan idi ve Wireless Communications Lebanon (WCL) alt firmasının genel merkezi ve ana terminalleri Beyrut'ta bulunuyordu. Firma onbine yakın çalışanıyla Lübnan'ın en önemli ticari kuruluşlarından bir tanesi idi. Bünyesinde yüzlerce mühendis ve teknisyen görev alıyordu. David Crone, WCL'nin Beyrut ana data merkezinde çalışmakta olan genç bir elektronik mühendisiydi. Harvard'da öğrenimini başarıyla tamamladıktan sonra WC'de çalışmaya başlamış ve şirketin Beyrut merkezine data güvenliğinden sorumlu olarak atanmıştı. Merkez yönlendiricisine bağlı bilgisayarında data trafiğini inceliyor ve ağa dışarıdan kaçak sızma olup olmadığını kontrol ediyordu. Göreve başladıktan sonra 1 yılını dolduran David çevresinde son derece sevilen bir kişi olmayı da başarmıştı. WC'nin Uluslar arası organizasyonu içerisinde gelecek vaad eden başarılı bir mühendis haline gelmişti. David için herşey çok güzel gidiyordu, ta ki hayatını değiştirecek çok önemli bir keşif yapana kadar...
25 Mayıs 2105 sabahı güzel bir cuma sabahı idi. David her zamanki gibi tam vaktinde işinin başında olarak çalışmaya başladı. Her zaman ki gibi bilgisayarını açtı, ana alıcılara bağlandı ve data trafiği üzerinde analiz yapmaya koyuldu. Sistem kendi frekans aralığında doğru algoritma ile şifrelenmiş dataları bir gruba, farklı bir algoritma ile şifrelenmiş dataları ise farklı bir gruba ayırıyordu. İkinci grupta genellikle NATO uydularının anlık voltaj düşüklüklerinden kaynaklanan frekans bozuklukları nedeniyle algılanan bozuk data paketleri toplanıyordu. Bu grupta aşırı miktarda anlamsız data birikir ve bu miktar zaman zaman daha da artardı. Bu data miktarının yine yoğun olduğu günlerden birisi yaşanıyordu. Böyle günler David için daha fazla iş yükü demekti ve nitekim bütün gününü bilgisayardan gözlerini ayırmadan geçirmek zorunda kaldı. Yoğun bir cuma gününün ardından mesaisini tamamlayan David, iş çıkışında arkadaşlarıyla sözleşerek Beyrut'un ünlü otellerinden birinin barına birşeyler içmeye gitti. Gece sohbet koyu bir şekilde sürerken David bir taraftan barın arkasındaki küçük televizyondan haber yayınına bakıyordu. Körfez bölgesinin güneyinde yine büyük çarpışmalar başlamıştı. Resmi robot gücü ile ayrılıkçı küçük bir grubun robot birliği çarpışmaya başlamış, ilk anda etrafta bulunan onbine yakın insan patlamaların etkisiyle hayatını kaybetmişti. David “Bugün dünya da benim gibi yoğun bir gün geçiriyor” diye düşündü. Sonra birkaç ay önce yine böyle aşırı yoğun bir gün yaşadıktan sonra haberlerde izlediği savaş görüntülerini anımsadı. Canı sıkıldı ve eve dönmek üzere arkadaşlarından ayrıldı. Yolda çalıştığı bir yıl gözünün önünden geçiyordu. Ne zaman işleri yoğunlaşsa ve yorgunluktan öldüğünü hissetse o gün dünyanın bir yerinde robotlardan kurulu orduların birbirine girdiğini ve binlerce insanın hayatını kaybettiğini fark etti. Bu durum sık sık tekrarlanıyordu. Birden bunun bir tesadüf olamayacağı hissine kapıldı. Evine vardığında bilgisayarının başına geçerek anlamsız paket yığınlarını incelemeye koyuldu. İncelemesinde bunların yoğunlaştığı günler ile Kaos Döneminin sıcak gelişmeleri arasında bir benzerlik bulunduğu kanaatine vardı. Ancak araştırması devam ederken evde elektrikler kesildi ve bütün hafta sonunu bu şekilde geçirmek sorunda kaldı. Defalarca elektrik idaresini aramasına rağmen hiçbir sonuç alamadı. Yaşadığı semtin ana trafosu yanmıştı. Bölgeye 3 gün boyunca elektrik verilemeyecekti. 28 Mayıs pazartesi günü David sabah erkenden uyandı. Elektrikler hala kesikti. Hemen hazırlanarak evden çıktı ve işine gitti. Hafta sonu edindiği izlenimleri arkadaşlarıyla paylaşmayı ve araştırmalarına devam etmeyi düşünüyordu. Ancak WCL merkezine vardığında kendisini kötü bir sürprizin beklediğinden habersizdi. İşyerine vardığında müdürü kendisini hemen yanına çağırdı. WC genel merkezinden tasarruf tedbirleri talimatı geldiğini, kendisinin de birçok kişi ile birlikte görevinden alındığını, sisteme giriş yetkilerinin iptal edildiğini ve bilgisayarının da hurda olarak satışa çıkartılmak üzere söküldüğünü belirtti. Tüm alacaklarını nakit olarak hemen ödeyerek David'e hiçbir alacağının kalmadığına dair bir kağıt imzalattı. David şaşkındı. Yüze yakın kişi kendisiyle beraber işten çıkartılmıştı. Herşey olağan bir işten çıkarma furyası gibi görünüyordu. Ancak işten çıkartılıp elektrikleri kesilen David Crone bir şeylerin normal olmadığının farkına çoktan varmıştı. Arkadaşlarının yanına giderek edindiği bilgileri paylaştığında arkadaşları ona sinirlerinin fazla yıprandığını ve bir süre dinlenmesi gerektiğini söylediler. Çevresindeki en samimi arkadaşlarını bile söylediklerine inandıramamıştı. Konuyu uzattıkça kendisine deli muamelesi yapıldığını fark ederek konuşmayı kesti. Evine dönmek üzere arabasının yanına dönünce bir sürprizle daha karşılaştı. Arabası parmak izini kabul etmedi. Arabasına binemeyen David tamirci çağırmak istedi ancak aradığı tamircilerin hiç birinin numarası düşmüyordu. Yola çıktı ve bir taksi durdurmaya çalıştı. Ancak taksiler de onu almadılar. David evine dönebilmek için kaldırımdan yürümeye başladı. Yürürken bir internet merkezinin önünden geçen David içeriye girerek bir bilgisayarın başına geçti ve uluslar arası sinyal düzenleme kurumunun sistemine girdi. Neyse ki buradaki araştırmacı hesabı henüz kapatılmamıştı. Global yönlendirici sinyal kayıtlarını incelemeye başlayan David, sinyal yoğunluklarının yaşandığı günleri belirledi. Diğer taraftan da bu günlerde dünyanın hangi bölgelerinde ne olaylar çıktığını kontrol etti. Tam tahmin ettiği gibi sinyal yoğunlaşma noktaları ile olayların oluştuğu noktalar arasında gözle görülür bir benzerlik vardı. 9 yıllık tüm verileri tek bir haritada toplayınca her şeyin tam olarak üst üste örtüştüğünü gördü. Yalnız bir ilginçlik dikkatini çekti. Haritada tek bir tutarsızlık vardı. Sinyallerin yoğunlaştığı noktaların tümünde korkunç olaylar yaşanmışken sadece tek bir noktada herhengi bir sorun oluşmamıştı. Burası Meksika Körfezinin çıkışında, Bahamaların kuzeyindeki Freeport idi. Bunun üzerine bu adayı incelemeye başladı. Burası kişi başına düşen gelir düzeyinin son derece yüksek olduğu bir elektronik laboratuarlar merkezi idi. Kaos Döneminden önceki NATO iç savaşında bu bölge savaşı kazanan batı grubunda yer almış ve geçen 60 yıl içerisinde de hızla ilerlemişti. Bölgedeki laboratuarlarda robot savaş sistemlerini yöneten merkezi yazılımlar hazırlanıyordu. Tüm dünya devletlerinin ürünlerini almak için kuyruğa girdiği bir bölgeydi. Batı ittifakına bağlı tüm ülkeler merkezi savaş yönetim yazılımlarını bu laboratuarlara hazırlatıyorlardı. Bölgede son 60 yıl içerisinde çok ciddi herhangi bir olay yaşanmamış, sadece 1-2 kere terörist saldırılar düzenlenmiş, onları da bölgesel yöneticilerin planladığı iddia edilmiş ancak bir sonuca ulaşılamamıştı. Freeport'da birçok bilimsel laboratuar faaliyet gösteriyordu. Bunların tarihçelerini inceleyen David, içlerinden bir tanesinin, Branklin Laboratories'in, NATO'nun ilk düzenli istihbarat birimlerinin kurulmasından önce faaliyet geçtiğini ve NATO iç savaşından sonra hızla büyüdüğünü belirledi. Firma NATO için askeri navigasyon sistemleri üretiyordu. NATO'nun en önemli akredite üreticilerinden bir tanesi idi ve tüm NATO uydu ve yer vericilerine doğrudan erişim yetkisine sahipti. Yarı-resmi bir kurum organı gibi faaliyet gösteriyordu. 60 yıllık Kaos Döneminin olayları ile firmanın sinyalizasyon yoğunluğunun arasında bir bağlantı olduğunu anlayan David, insanların yaşadığı sorunların ana kaynağını bulmuştu. NATO'ya ait tüm vericilere ulaşabilen Branklin yaydığı elektronik sinyaller ile tüm dünyadaki robot sistemlerini etkileyebiliyor ve askeri birlikler arasında şiddetli çarpışmalar yaratarak tüm dünyayı istediği gibi yönetiyordu. Bu süre zarfında NATO'nun ve müttefiklerinin çok güçlenmesini de sağlayan Branklin, bu sayede kendisine bir dokunulmazlık zırhını da örmeyi başarmıştı. Firma yöneticileri kendi dünyayı yönetme hevesleri uğruna dünyada çok büyük bir güç dağılımı dengesizliği yaratmışlardı. NATO müttefikleri arasında hoşlarına gitmeyen bir gelişme olduğunda NATO müttefiklerini de birbirleriyle savaştırmaktan çekinmiyorlardı. Kendilerini NATO'nun ve tüm dünyanın sahibi olarak görüyorlardı. David Crone edindiği bilgiler karşısında şaşırıp kalmıştı. Yaşadığı dünyanın en büyük sırrına ulaşmıştı. Ancak bu bilgisi ona çok pahalıya patlamıştı. Dünyanın en büyük gücü şimdi kendisine düşman idi ve bir gün içerisinde hem işini hem çevresini kaybetmişti. David oturduğu bilgisayarın başında kara kara bunları düşünürken birden inanılmaz bir patlama ile sarsıldı. Camlar aşağı indi, içerisi darmadağın oldu. Bulunduğu internet merkezinin önünde robot polis birliği bir olaya müdahale etmiş ve büyük bir çatışma çıkmıştı. Art arda patlayan ağır silahlar etrafı bir anda savaş alanına çevirmişti. David bu çatışma gösterisinin aslında kendisini öldürmek için gerçekleştirildiğini kavramakta gecikmedi. Her an serseri süsü verilmiş bir kurşun ile öldürülebilirdi. Hemen oradan kaçması gerekiyordu. Hızla dışarı fırladı. Kaldırımda koşmaya başladı. Takip edilmemek için cep telefonunu ve saatini fırlatıp attı. Binaların arasına dalarak olay yerinden uzaklaştı. İyice uzaklaşana kadar ara sokaklarda koştu ve terk edilmiş bir binanın içerisine girerek saklandı. Akşama kadar bekleyen David, hava karardıktan sonra bulunduğu yerden dışarı çıktı. Çevre semtlerden büyük patlama sesleri geliyordu. Beyrut bir savaş meydanına dönmüştü. Her tarafta resmi polis robot birliği ile illegal örgütlerin robot güçleri birbirleriyle çatışıyorlardı. Birçok bina alevler içinde kalmıştı. Etrafta bir sürü insan koşarak evlerine ulaşmaya çalışıyorlardı. Sığındığı terk edilmiş binaya dönen David ne yapması gerektiğini düşündü. Öncelikle kendisini gizlemeliydi. Kimliğini belli ettiği anda hemen orada öldürüleceğini anlamıştı. Her türlü sinyali emen bir elbise yapması ve hızlıca hareket eden bir araç edinmesi gerektiğine karar verdi. Sinyal emici için nasıl bir şey hazırlaması gerektiğini çok iyi biliyordu. Doğruca dışarı çıktı, bir elektronik malzeme dükkanı buldu. Dükkanın kapısını kırarak içeri girdi ve kendisine gereken tüm parçaları toplayarak bir çantaya doldurdu. Çantayı alıp dükkandan ayrıldı. Karanlık kaldırımda hızla ilerlerken evine yeni varan ve motorsikletinden inen bir gence rastladı. Gence savaş alanına dönmüş sokaklarda mağdur durumda kaldığını, acilen evine varması gerektiğini ve motorsikleti satın almak istediğini söyledi. Motorsikletini satmak istemeyen gence aracın yenisinin değerinin iki katını teklif etti. Bu gerçekten çok cömert bir teklifti. Genç biraz düşündü. David acilen evine varması gerektiğini söyleyerek gencin eline parayı tutuşturdu. Anahtarları alarak araca bindi ve hızla terkedilmiş binaya doğru yola çıktı. Binaya vardığında motorsikleti içeri soktu ve binanın bodrum katına indi. Bir süreliğine burayı hem evi hem atölyesi olarak kullanacaktı. David işe duvarlara yalıtım malzemesi sürerek başladı. Bu malzeme içeride oluşan elektronik dalgaları emerek dışarıdan fark edilmesini engelleyecekti. Daha sonra binanın elektrik girişini bularak kopmuş hatları tekrar bağladı. Tekrar bodruma inerek elektrik düğmesine bastı ve ışık yandı, artık aydınlıktaydı. İçerideyi biraz düzenledikten sonra lambanın altına çektiği eski masanın üzerine elektronik parçaları çıkarttı. Kendisine elektronik bir sinyal emici ağ hazırlayarak bunu içine giydi. Diğer parçalar ile kendisine saldıracak robotların elektronik devrelerini yakacak bir lazer tabanca hazırladı. Ve en sonunda motorsikletini de elektromanyetik yalıtım malzemesi ile kaplayarak işini bitirdi. 29 Mayıs sabahı uyanan David yiyecek birşeyler bulması gerektiğini anladı. Motorsikletine binerek dışarı çıktı. Şehrin durumunu görünce dehşete düştü. Bütün Beyrut alev alev yanıyordu. Her taraf harabeye dönmüştü. Şehirde çatışmalar tüm şiddetiyle devam ediyordu. Yiyecek ve su bulmak için dışarı çıkan insanlar duvar diplerinden koşuşturuyorlardı. David bir marketin önüne vardı ve kırılmış camlardan içeri girerek diğer insanlar gibi toplayabildiklerini çantasına doldurdu. Dışarı çıktı ve aracına binerek sığınağına doğru yola çıktı. Sokakta ilerlerken bir anda dev bir patlama ile sarsıldı. Robot timleri önündeki kavşakta birbirine girmişlerdi. Tam köşedeki binanın patlamadan büyük bir yara almış ve yıkılmaya başlamıştı. Robotlardan bir tanesi binanın üzerinde kıvılcımlar çıkartan reklam tabelasına doğru ateş etmeye başladı. David binanın en alt katındaki mağazanın içinde sıkışıp kalmış bir kadın gördü. Elindeki fotoğraf makinesi ile ne yapacağını bilemez halde kendisini korumaya çalışıyordu. David hızla o yöne döndü. Silahını çıkartarak robota ateş etti. Robot bir anda kısa devre yaparak büyük bir gürültüyle yana yıkıldı. Motorsikletiyle mağazanın içerisine dalan David kızı arkasına aldı ve dışarı fırladı. Ancak diğer robotun yığıldığını gören diğer robotlar bu tarafa yönelmiş ve David'i görmüşlerdi. Ateş etmeye başladılar. David bir taraftan onlara ateş ederken diğer taraftan hızla bölgeden kaçtı. Yolda kurtardığı kızın isminin Jennifer Candy olduğunu öğrendi. Jennifer sarışın, mavi gözlü, güzel bir kızdı. David böyle bir kızın o keşmekeşin içerisinde ne işi olacağını düşündü. Jennifer bir gazetede muhabirlik yapıyordu. O bölgedeki çatışmayı çekerken bir anda hayati tehlike ile karşı karşıya kalmıştı. David kurtarmasa hayatını kaybetmesi işten bile değildi. Jennifer David'e ismini sordu. Ancak David kim olduğunu öğrenmesinin kendisi için zararlı olacağını söyleyerek ismini Jennifer'a söylemedi. Jennifer'ı evine kadar bıraktıktan sonra kendi bodrumuna geri döndü. Takip eden günlerde zaman zaman dışarı çıkan David, zor durumda kalan insanlara yardım etmeye başladı. Artık sürekli haberlerde ismi geçiyor ve kurtardığı insanlar ona teşekkür ediyorlardı. İsmini ve kim olduğunu kimse bilmiyordu. Herkes onu hakkında ilk haberi yapan Jennifer'ın koyduğu isimle isimlendirmeye başladı: Masterman.
|